irc forum,irc forumu,mirc forum,mirc forumu,genel forum,yeni sunucular,irc sunucuları

  irc forum
Geri Git   mIRCForum.Org > Üyelere Özel > Serbest Kürsü

Etiketlenen Kullanıcılar Listesi

Like Tree61Beğeni

 
 
Seçenekler Stil
Alt 20 Kasım 2020, 19:00   #31
Standart

...
"Kimseler duymasın,
Duymasın, ölürüm ha.
Aymışam yarı gece,
Seni bulmuşam sonra.
Seni, kaburgamın altın parçası.
Seni, dişlerinde elma kokusu
Bir daha hangi ana doğurur bizi?
Ruhum… Mısra çekiyorum haberin olsun.
Çarşıların en küçük meyhanesi bu,
Saçları yüzümde kardeş, çocuksu.
Derimizin altında o ölüm namussuzu…
Ve Ahmed’in işi ilk rasgidiyor.
İlktir dost elinin hançersizliği…
Ağlıyor yeşil."
...


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Allecra bunu beğendi.





"Şahsınıza karşı haddi aşan,
hududu geçen,
küstahlaşanları,
altın olsa kesenizde,
bal olsa kâsenizde tutmayın..."


 
Alt 21 Kasım 2020, 14:58   #32
Standart

"Belki kuşlar geçer üstümüzden."

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

AreS ve Allecra bunu beğendiler.





"Şahsınıza karşı haddi aşan,
hududu geçen,
küstahlaşanları,
altın olsa kesenizde,
bal olsa kâsenizde tutmayın..."


 
Alt 28 Mayıs 2021, 22:23   #33
Standart

ÖMÜR HANIMLA GÜZ KONUŞMALARI

...Ve güz geldi Ömür hanım. Dünya aydınlık sabahlarını
yitiriyor usul usul. İnsanın içini karartan bulutların seferi var
göğün maviliğinde. Yağmur ha yağdı ha yağacak. İn-
cecik bir çisenti yokluyor boşluğunu insan yüreğinin.
Hüznün bütün koşulları hazır. Nedenini bilmediğim bir
keder akıyor damarlarımdan. Kalbimin üstünde binlerce
bıçak ağzı... ve yüzüm ömrümün atlası; düzlükleri bunaltı,
yükseklikleri korku, uçurumları yıkıntılarımla dolu bir
engebeler atlası. Yaşamak bir can sıkıntısı mıdır Ömür
hanım?


Her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti bize? Acıyı
görmeyen insan, umutsuzluğu yaşamayan, iliklerine dek
kederin işleyip yaralamadığı bir insan, mutluluktan,
umuttan, sevinçten ne anlar? Göğü görmeden, denizi gör-
meden maviyi anlamaya benzemez mi bu? Bir güz dü-
şünün ki Ömür hanım, ilkyazı olmamış, yazı yaşanmamış,
böyle bir güzün hüznü hüzün müdür? Başlamanın bir
anlamı varsa bitişi göze almak, bitişin bir anlamı varsa
başlangıcı olmak değil midir? Yaşamı düz bir çizgide tut-
mak tükenmektir. Yaşamak zorunda olduğumuz şunca yılı
aykırı uçlar arasında gezdirip geçirmedikçe, alışkanlıkların
sınırlarını aşmadıkça zaman zaman, yaşamak nasıl yenilik
olur tükenmek değil de?


Yağmur yağıyor Ömür hanım...gökten değil, yüreğimin
boşluğundan ömrümün ıssız toprağına...Ve ben sonsuz
bir düzlükte bir küçücük, bir silik nokta gibi eriyip gi-
diyorum. Seslensem kim duyar sesimi yalnızlıklar ka-
tından?


Dönelim...Dönmek yenilmektir biraz da, yarım kalmasıdır
çıkışlarımızın, korkaklıktır, alışkanlıkların güvenli küflü
kabuklarına sığınmaktır...Olsun dönelim biz yine de. Bi-
lincinde olmadan üstlendiğimiz sorumluluklarımız var.
Evlere dönelim, sırtımızın kamburu evlere, cılızlığımızın
görkemli korunaklarına, yalnızlığımızın kalelerine dö-
nelim. Ölçüsüz yaşamak bize göre değil Ömür hanım.
Büyürken geniş ufuklarımız olmadı bizim. Küçücük
avuçlarımızla sınırlarımızı genişletmek istedikçe yaşamın
binlerce engeli yığıldı önümüze. Hangi birini yenebilirdik
bunca olanaksızlık içinde. Umutsuzluğu tanıdık, yenilgiyi
öğrendik böylece.

Yaşama sevinci adına bir tutamağım kalmadı Ömür hanım.
Bir garip boşlukta çiviliyim günlerdir gözbebeklerimden.
Sahi nedir yaşamın anlamı? Geriye dönüyorum sık sık
yanıt aramak adına, yüreğimin silik izler bırakıp, ağır
yükler aldığı zamanın derin denizlerine. Bakıyorum umut
karamsarlığın, sevinç acının azıcık soluk almasından başka
ne ki? Yaşamsa gerçekle düşün umutsuz bir savaşı, her şeyi
içine alan kocaman bir yanılsama... Değil mi yoksa?


Öyle büyük umutlarım olmadı benim, büyük düşlerim,
özlemlerim, büyük beklentilerim olmadı. Koşullarım beni
oluşturdu ben acılarımı buldum. Herkes gibi yaşasaydım
eğer, yaşamı onlar gibi görebilseydim çarşılar yeterdi
avutmaya beni. Bir gömlek, bir ayakkabı, bir elbise; bir
yemek lokantalarda; televizyon, halı, masa ve daha nice
eşya yeterdi yalnızlığı örtmeye, kendimi göstermeye, va-
rolmaya, 'dar çevre yitikleri'nde önem kazanmaya...


Oysa ben bir akşamüstü oturup turuncu bir yangının
eteklerine, yüreği avuçlarımda atan bir can yoldaşıyla
dünyayı ve kendimi tüketmek isterdim. Öyle bir tüketmek
ki, sonucu yepyeni bir "ben"e ulaştırırdı beni, kederli dal-
gınlığımdan her döndüğümde...Bir ben ki tüm ilişkilerin
perde arkasını görür de gülerdim sessizce yapay ya-
kınlıklarına insanların. Kim kimi ne kadar anlayabilir
Ömür hanım?


Susmak yalnızlığın ana dilidir, Ömür hanım, şiiridir, beni
konuşmaya zorlama ne olur. Sözün sularını tükettim ben,
kaynağını kuruttum. Geriye bir büyük sessizlik kaldı yü-
reğimde, kalabalıklar, kalabalıklar kadar büyük...Yalnızım
Ömür hanım, geceler boyu akıp giden ırmaklar gibi ka-
ranlıklar içre, öyle yitik, öyle üzgün, yalnızım...Sularım
toprağa sızıyor bak. Yüzümü geceler örtüyor. Binlerce taş
saklanıyor içimde. Kim kimin derinliğini görebilir, hem
hangi gözle?


Kendilerinin olan tek sözcük yok dillerinde, öyle çok ko-
nuşuyorlar ki...Bir söz insanın neresinden doğar dersiniz?
Dilinden mi, yüreğinden mi, aklından mı? Düşlerinden
mi yoksa gerçeğinden mi? Ve kaç kapıdan geçip yerini
bulur bir başka insanda? Yerini bulur mu gerçekten? Sözü
yasaklamalı Ömür hanım yasaklamalı...Kimsenin kimseyi
anlamadığı bir dünyada söz boşluğu dövmekten başka ne
işe yarıyor ki? Olanağı olsa da insanların yürekleri ko-
nuşabilseydi dilleri yerine, her şey daha yalansız, daha içten
olurdu. Aklı silmeli diyorum insan ilişkilerinden. Yanılıyor
muyum? Olsun. Yanıldığımı biliyorum ya...



Yeni bir şeyler söyle bana ne olur, yeni bir şeyler. Kurşun
aktı kulaklarıma hep aynı sözleri, aynı sesleri duymaktan.
Belirsizlik güzeldir, de örneğin, kesinlik çirkin. Sessizlik
sesten -hele de güncel ve kof- her zaman iyidir; düş gücü,
iç zenginliği verir insana. Dünyanın usul usul ağaran o
puslu sabahları ve günün turuncu tülleriyle örtünen dingin
akşamları bu yüzden etkiler bizi, duygulandırır, de. Anlık
izlenimler sürekli görünümlerden her zaman daha güçlü,
kalıcı ömürlüdür...Alışkanlıklar öldürür güzelliğimizi,
bizi değişmek çirkinleştirir de.


Kimse düşlerine yetişemez ve kimse geçemez gerçeğini bir
adım bile; bu yüzden sıkıntı verir zaman, kısa kalır, sonsuz
olur, insanın küçücük ömrünün karşısında. İstemenin kuralı
yoktur, de, açıklaması sınırı suçu yoktur; istemek ya-
şamın kendiliğinden sonucudur, ne haklı ne haksız,
ne yerinde ne yersiz...


Biz hepimiz dikenli tellerle sarılıyız, her ilişkide bir par-
çamız kalır ve bölüne bölüne biteriz de. En büyük hü-
nerimiz kendimize karşı olmak, aykırı yaşamaktır, acı
kaynaklarımızı ellerimizle yaratarak...Kıyılarımız duy-
gularımızın boyunda, derinliğimiz aklımızın ölçüsündedir;
ufuklarımızsa sisler içinde...O kıyısız gökyüzü nasıl sığar
küçücük gözlerimize, bir bardak suya, demirli bir pen-
cereye...Nasıl gizleriz ağız dil vermez bir geceye? Ve nedir
ki gizi, daraldığımız her yerde bir genişlik duygusu verir
içimize. Çözemeyiz, de, bu güdük bilinç, bu sığ yürek,
bu ezbere yaşamla.


Dünya bir testidir, de, Ömür hanım, ömür bir su...Sızar
iğneucu gözeneklerinden zamanın, bir içim serinlik bir
yudum mutluluk için. Ve bir gün ölümün balkonundan...
dökülür toprağa el içi kadar bir su. Yerde birkaç damla
nem, bir avuç ıslaklık...Ölümü bilerek nasıl yaşar insan,
geride dünyanın kalacağını bilerek nasıl ölür; bilmek bütün
acıların anasıdır, de...


Sars aklımın cılız ayaklarını, kuşat beni. Değişik şeyler
söyle ne olur, yeni bir şeyler söyle. Yıldım ömrümün ka-
lıplarından. Beni duy ve anla.


Yağmur dindi Ömür hanım. Gökyüzü masmavi gülümsedi
yine. Doğa aynı oyununu oynuyor bizimle. Umudun
ucunu gösteriyor usulca, iyimserliğin ışığını süzüyor mavi
atlasından. Ne aldanış! Bulutların rengi mavi-beyaz mıdır,
kurşuni-külrengi mi yoksa?


Gökyüzünü öpmek isterdim Ömür hanım, gözlerimle değil
dudaklarımla. Yoruldum bulutları kirpiklerimde taşı-
maktan. Delilik mi dedin? Kim bilir...Belki de yerde sü-
rünmenin bir tepkisidir bu, ya da ne bileyim bilinçsiz bir
aykırı olmak duygusu. Gökyüzü de olmak isteyebilirdim
değil mi? Kim ne diyebilir ki?


Kimseler görmedi Ömür hanım, bu dünyadan ben geçtim.
İçimde umudun kırk kilitli sandıkları, elimde bir avuç düş
ölüsü yüreğim -içinde senin ve benim ağırlığım- benim
olmayan bir garip gülümsemeyle yüzümde, incelik adına,
ben geçtim...Yerini bulmamış bir içtenlik, yanılmış bir
saygı ve bir hüzün eğrisi olarak ilişkilerin gergefinde,
ördüm ömrümün dokusunu ilmek ilmek. Beni cam kı-
rıklarıyla anımsasın insanlar, savrulan bir yaprak hüznü
ve dağınıklığı ile... Yükümü yanlış bedestanlara çözdüm.


Ezilmiş bir gül hüznü var yüreğimde. Saatlerce dayak
yemiş bir sanığın çözülmesi içindeyim. Ürperiyorum. Bir
at kestanesi durmadan yaprak döküyor yalnızlığın so-
kaklarında, örtüyor ömrümün ilk yazını. İçimde bir çocuk,
yalın ayak koşuyor yaşlılığa doğru, binlerce kez yenilmiş
umut ölülerini çiğneyerek. Sahi yaşlılık, derin bir iç çekiş,
yanılmış bir çocukluk olmasın Ömür hanım?



Ankara, Güz/1983
Şükrü Erbaş




[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Allecra bunu beğendi.





"Şahsınıza karşı haddi aşan,
hududu geçen,
küstahlaşanları,
altın olsa kesenizde,
bal olsa kâsenizde tutmayın..."


 
Alt 14 Haziran 2021, 21:14   #34
Standart

yontusal bir dinginlikle sıralarım
sözcüklerimi vasat bir yere
bu duyumlanmaz imgeleme –
taşkınlıktan ırak mı ırak

ah! ya benim ele geçirilemez coşkularım
varolamamış henüz
biçimleyemediğim
neredesiniz siz ey bilinçsizliğin bilinçleri
varılamaz yengisinden sonra
ulaşılır esriklik alanları?

bir uçuş diliyorum salt kanat
gökyüzünün üçgen bir köşesinde,
bir tozlaşma… miriabilis bir jalapa’da
görsün her gözenek ait bana
süresiz dolun ve sonsuz bir ay
patlaması tüm içkinliğimde

bildiğimi biliyorum çemberimi
yarıçapları oturtsam bir kez özeğe –
ve eğretilikten arınmış parçacıkların
uyumsuz hiçbir üstüstelenişi düşünülemez

bu uyumlar el açıklığıyla ulaşacak hep
çembere…

kuşkusuz mu?

Nilgün Marmara


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Nelly, LiYa ve diğer Allecra kişi bunu beğendiniz.





"Şahsınıza karşı haddi aşan,
hududu geçen,
küstahlaşanları,
altın olsa kesenizde,
bal olsa kâsenizde tutmayın..."


 
Alt 02 Temmuz 2021, 23:18   #35
Standart

"Her şeyin bir sebebi olduğuna inanıyorum.
İnsanlar değişir ve siz de akışına bırakmayı öğrenirsiniz, bir şeyler ters gider ve
doğru olduklarında onları takdir edersiniz, yalanlara inanırsınız ve sonunda kendinizden başka kimseye güvenmemeyi öğrenirsiniz ve bazen iyi şeyler biter ki daha iyi şeyler başlayabilsin. birlikte."

Marilyn Monroe

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Allecra bunu beğendi.





"Şahsınıza karşı haddi aşan,
hududu geçen,
küstahlaşanları,
altın olsa kesenizde,
bal olsa kâsenizde tutmayın..."


 
Alt 24 Ağustos 2021, 03:20   #36
Standart

"Zannediyor musun ki, oğlun mükemmel bir şekilde doğru yoldan gitseydi, kızın evlilik öncesinde hamile kalmayacak olsaydı, onlar uyuşturucu almasalardı kaygısız olabileceğini mi sanıyordun? Kızları ne derlerse yapan, oğulları anne babasının istediği şekilde eğitim gören pek çok insan tanıyorum; yine de onların başka bir şey için endişeleri var. Onlar endişelenecekleri başka bir nesne bulacaklardır. Çocukların varsa çocukların hakkında endişelenirsin. Çocukların yoksa niçin Tanrı’nın sana çocuk vermediğinden endişelenirsin. Bizim bu dünyamız, görünen o ki her türlü hayvanın olduğu bir hayvanat bahçesi gibidir. Egonun katmanlarını bırakmak demek psikolojik bir intihar etmeye hazırsın demektir. Ben ona sırf iyi bir isim vermiş olmak için sanyas diyorum çünkü şayet ona ‘intihar’ dersem daha da çok korkacaksın. Buraya aydınlanmaya geldin, intihar etmeye değil. Ancak gerçek şudur ki intihar etmediğin sürece aydınlanma yoktur. İnsanlar aydınlanma istiyor ve hiçbir şeyi bırakmak, hiçbir şeyi kaybetmek istemiyorlar. Sen aydınlanmayı olduğun halinle istiyorsun. Şimdi, bu mümkün değildir. Seninle özdeşleşmiş olan pek çok şeyi kesip atmak zorunda kalacaksın. Ve benim sürekli olarak yaptığım şey budur: Sana darbe indirmek, sana vurmak, seni şok etmek. Ve sürekli olarak seni şok etmek, canını yakmak, yaralamak için mümkün olan her şeyi yapmaya devam edeceğim çünkü yaralananın senin egon olduğunu, incinenin egon olduğunu fark etmeni istiyorum. İçindeki korku içgüdüsünün peşine düşme çünkü bu seni bir korkak yapacak; o senin insanlığını aşağılar. O kendin tarafından yapılan bir aşağılamadır. Ne zaman bir korku görürsen, onun üzerine git! Basit bir kriter: Ne zaman bir korku görürsen, onun üzerine git ve her zaman egonun basitçe kaybolacağı ana doğru gelişiyor, genişliyor, yöneliyorsundur çünkü onun tüm işlevi korku vasıtasıyladır. Ve egonun yokluğu aydınlanmadır; o artık bir şey değildir. Aydınlanma sana eklenen pozitif bir şey değildir. Aydınlanma bütünüyle bir olan sensindir. O negatif bir olgudur; sen artık yoksun. O senin başına gelmez, o sen onu artık engellemediğinde, yok olduğunda gerçekleşir. Bu nedenle aydınlanmayı psikolojik bir intihar olarak isimlendiriyorum."


Osho, Ego.

Allecra, LiYa, Beyaz ve diğer 1 kişi bunu beğendiler.





"Şahsınıza karşı haddi aşan,
hududu geçen,
küstahlaşanları,
altın olsa kesenizde,
bal olsa kâsenizde tutmayın..."


 
Alt 24 Ağustos 2021, 08:36   #37
Standart

Eline Sağlık Pub


Bi dalgayım Sen kıyım olmadıkça, durulmam Ben..
 
Alt 24 Ağustos 2021, 12:59   #38
Standart

Beyaz Nickli Üyeden Alıntı ” Mesajı göster

Eline Sağlık Pub
Teşekkür ederim @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]cım

Beyaz bunu beğendi.





"Şahsınıza karşı haddi aşan,
hududu geçen,
küstahlaşanları,
altın olsa kesenizde,
bal olsa kâsenizde tutmayın..."


 
Alt 26 Ağustos 2021, 00:41   #39
Standart

-gece gelen bir iç sıkıntısı şarkısı.

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

LiYa bunu beğendi.





"Şahsınıza karşı haddi aşan,
hududu geçen,
küstahlaşanları,
altın olsa kesenizde,
bal olsa kâsenizde tutmayın..."


 
Alt 24 Kasım 2021, 21:26   #40
Standart

Konuşulmayan acı, kalbi parçalar.

William Shakespeare


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]






"Şahsınıza karşı haddi aşan,
hududu geçen,
küstahlaşanları,
altın olsa kesenizde,
bal olsa kâsenizde tutmayın..."


 

Yer İmleri

Etiketler
ahla, bir, yudum

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB kodu Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:00.